Günümüz dünyasında akıl almaz ilkesizliğin yol açtığı korkunç bir düzensizlik hüküm sürer olmuştur.
Evvela şu ya da bu şekilde sürmekte olan bir düzenin öngörülebilir olma durumu kalmamıştır. Perşembenin gelişi çarşambadan belli değildir artık. Önlenemeyen, önü alınamayan sorumsuz keyfilikler politik üsluba dönüşmüştür. Düzensizlik dünyanın rutin işleyişiymişçesine kanıksanmakta, düzen sıra dışı durum olarak hayretle karşılanmaktadır. Artık savaşlar, terör olayları, patlamalar, ölümler değil; barış, uzlaşma, anlaşma hayretle karşılar olmuştur. Kaldı ki, anlaşmaların bağlayıcılık ve ciddiyeti bir iki gün hatta bir iki saat içinde yok olmaktadır. Herkesin bildiği gibi BM’de İsrail’in tecavüzlerini durdurmak için alınmış binlerce kararın hemen hiç biri uygulanamamıştır. Hem BM’nin kararlarını hem anlaşmalarda kendi verdiği sözleri gününde çiğneyen Siyonistler, buldukları kayıtsız koşulsuz destekle şımarıklıklarında hudut tanımamaktadır. Bu sorumsuz vahşetin korunup himaye görmesi, yalandan da olsa iyi kötü bir hukuka, sözleşmeye, teamüllere isnat eden düzenin sarsılmasına, gevşemesine, sonunda hükümsüz kalmasına, yani dünya düzensizliğine yol açmıştır. Siyonistlerin her yaptığını desteklemeyi varlık sebebi ve siyasî tutuma dönüştüren anlayış, evrensel barış ve insan haklarını değil, evrensel zulüm ve insan haksızlıklarını paradigmaya dönüştürmüştür.
Düzensizlik sadece siyaset ve çıkar çatışmasından değil, bundan önce anlamsızlıktan, kültürsüzlükten, hiçliği amaç edinmiş sorumsuz keyfilikten neşet etmektedir. İnsanlığın medeniyet yürüyüşü örgütlü barbar eşkıyalar tarafından durdurulmuş, yoldan sapılmış, istikamet şaşmış, amaç da anlam da kaybolmuştur. Finans ve ekonominin devasa boyutlarını ele geçirmiş odakların, insan soyunu tehdit eden sapkın akımlara verdikleri muazzam para ve imkân, ifsat hareketlerini daha da arsızlaştırmakta, cesaretlendirmektedir. Bırakınız din iman duyarlığını yeni insanın ne idüğü belirsiz zevklerin peşinde koşmaktan başka uğraşı kalmamıştır. Birçok ülkede kurumsallaşan varoluşsal çürüme ve çöküntü, en kenardaki insandan, sanatçı, aydın ve siyasetçilere kadar toplumun her kesiminde gözlenir olmuştur.
Ne ilke ne prensip kalmıştır.
Geleceği sisli, tozlu, karanlık gözüken Dünya, gittikçe artan kanlı, kirli bir kaosla meçhule, muammaya sürüklenmektedir. Bu gidişin sonunun uçurum olduğu şimdiden bellidir. Buna mukabil insanlığın tarihin hiçbir evresinde görülmedik vahşet ve trajedilerle değerini yitirmesi ne aydınlar, ne politika yapıcıları tarafından dert edilmektedir. Her yanda, özellikle ülkemizi çevreleyen bölgemizde ardı arkası kesilmeyen savaşlar, katliamlar kesintisiz sürmektedir. Feci şekilde ölen, öldürülen, zindanlara atılan, teröre kurban giden, vatanı işgal serveti yağma edilen, sürgün edilen, vatansız bırakılan, feryadı göklere yükselen insanların istatistik değeri dışında hesaba katılır gerçekliği hemen hiç kalmamış görünmektedir. Bu konulara ilişkin olay ve gelişmeler neredeyse haber değeri bile taşımaz olmuştur.
Saramago’nun Körlük ve Görme kitaplarında konu ettiği gibi bütün bu varoluşsal duyarsızlığın sebebi, insanın kalbini, ruhunu yani anlamını kaybetmesidir. Başta ABD olmak üzere süper güçlerden destek ve cesaret alan zulüm, politika icabı bile olsa dil inceliğini umursamaz olmuştur. Dilde ve devletlerarası ilişkilerde binlerce yıldır süregelen nezaket kuralları ve diplomatik ifade biçimleri dikkate alınmamaktadır. Politik müzakereler külhanbeyi atışmalarına benzemektedir. Yönetim anlayış ve tarzı itibariyle dünyaya örnek olması gereken ABD’nin Başkanı, adeta bir sarhoş ve mahalle kabadayısı edasıyla dünyaya nizam vermeye çalışmakta; hiçbir kanuna, kurala dayanmaksızın aklına estiği gibi üstelik X hesabından yayınladığı cümlelerle sözüm ona dünyayı idare etmektedir. “Şu rejimi yıkacağız, bu ülke bizim, bu ada bizim olmalı, filan yerdeki madenler, enerji kaynakları bize lazım” şeklindeki sekter üslubuyla tam manasıyla racon kesmektedir. Sahip olmak istediği her şeyi kendine hak ve mübah gören tuhaf bir anlayışla karşı karşıyayız! Söylem ve eylemleri sebebiyle işgal ettikleri o konumların ne saygınlığının, ne ağırlığının kalmaması, kendi adlarına da insanlık adına da talihsizliktir.
Kasvetli bir tablo çizdik evet! Ama hemen hepimiz yaşayarak görüyor ve biliyoruz ki, Dünya hiç de iç açıcı bir yere gitmemektedir. Her yeni gün bir önceki günü aratır olmuştur. İnsanlığını kaybetmiş güruhun, en öldürücü, en yıkıcı etkisiyle hedef yaptıkları mazlum Gazze ve Filistin halkı, zulme, vicdansızlığa, adaletsizliğe, soykırıma, katliama, işgale dayalı yeni dünya düzensizliğinin canlı kanıtıdır. İnsanlık aklı, onuru, iradesi, vicdanı, bu açık küresel zulmü önlemediği takdirde, vahşetten başka şey bilmeyen bu ahlaksız, alçak şebekenin, gelecekte ve başka yerlerde insanlığa ne büyük felaketler yaşatacağı tahayyül bile edilemez. Çünkü bu vahşi zorbalık, keyfi düzensizlik, kendine karşı koyma iradesi göstermeyen insanlığın sessizliğinden güç ve cesaret almaktadır.
Bunun böyle gitmeyeceğini olanca samimiyetimiz ve gür sesimizle dünyanın imkân bulduğumuz her yerinde haykırdık, haykırmaya devam edeceğiz. Kadim, köklü varlığımızın yaradılışını bozmamış fıtratı, haksızlıkları asla kabul etmeyen, etmeyecek olan vicdanı, zulme sessiz, seyirci kalmamış, beklenen tepkiyi vermiştir, vermeye devam edecektir. Her şeye rağmen ümit varız. Umut ışığı hiç sönmeyecek, inançla birlikte daha da parlayacaktır. Onu biz çoğaltacağız. İnsanlara, iklimlere umut taşıyacağız. Bütün bir insanlığın önce değer, ahlak ve anlamına, sonra maddî manevî bütün varlığına saldıran bu işgalci zorbalara, bu örgütlü kötülüğe, dünyanın bütün iyileri olarak birleşerek karşı koymalıyız. Örgütlü kötülüğe karşı örgütlü iyilik ve küresel vicdan hareketi başlamıştır.
YERYÜZÜ KARANLIĞI KALBİNİZLE AĞARIYOR
YARIN GEÇ OLMADAN
Bizimle canlanacak nice umutlara doğru
Öğretmenin başı şiddetle ağrıyor
Bu böyle gitmez, gidemez
Yürüyüşümüz hakikate, tarihin ve insanlığın kalbine doğrudur
Kazanımlarımızın niteliği
Türkiye Yüzyılı’nda sendikalar ve Eğitim-Bir-Sen
ÖĞRETMENLERİMİZE SÜREKLİ ANGARYA YÜKLENEMEZ
Bir Sabah Uyandık… Sendikalar Yok!
Dağılın Baylar
Tarihin Doğru Tarafında Sendikacılık
YENİ DÜNYA DÜZENSİZLİĞİ
BU BİR BAYRAK KOŞUSUDUR
KARAMAN’DA BİR AVUÇ İDRAKSİZİN KOPARTTIĞI FIRTINA
OKUL YÖNETİCİLİĞİ “İKİNCİ GÖREV” DEĞİL, ESAS GÖREV OLMALIDIR
İLKSAN’da Göz Boyayan İyileştirme